Hoca'nın Çizdiği Yoldan Yürüyeceğiz
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile 42 yıldır omuz omuza mücadele eden dava arkadaşlarından YİK Üyesi Oğuzhan Asiltürk, Milli Gazete'ye konuştu...
09 Mart 2011 , Çarşamba 00:33Erbakan'ın çok büyük bir devlet ve ilim adamı olduğunu hatırlatan Asiltürk, "Milli Gazete'de altını çizerek, koyu harflerle şunu söylüyorum. Hocanın çizdiği yolda yürüyeceğiz. Kimse bizi sağa, sola saptıramaz. Hoca'nın 1969'da başlayıp 2011'e kadar getirdiği bu 42 yıllık mücadelesindeki çizgisini biz yürütürüz" dedi.
Asiltürk, "Ve bir şeyi daha altını çizerek belirteyim. Bir başka liderlik arayışına da ihtiyaç yok. Lider geldi. Ömrünü, o davayı yürütmek için feda etti. Çizgi çok sağlam, düzgün ve dosdoğru. Ve şimdi, bundan sonra gelenler, o çizgide gidecekler. Kimse, bunu değiştiremez. Bu mücadeleyi, aynı şekilde devam ettireceğiz " şeklinde konuştu.
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile 42 yıldır omuz omuza mücadele eden dava arkadaşlarından YİK Üyesi Oğuzhan Asiltürk ile Erbakan'ın ebebi aleme yolculuğunu, İstanbul'daki mahşeri kalabalığı, askerlerin katılımını ve Milli Görüş'ün geleceğini konuştuk. İşte Asiltürk'ün açıklamasının detayları:
Dört teker örneği
Çok büyük bir devlet adamıydı. Yaptığı her işi bir devlet adamı ciddiyetine yakışır şekilde yapardı. Ayrıca ilim adamıydı. Bir meseleyi incelerken ve karar verirken, öyle duyumlarla falan hiç hareket etmezdi. Hatta, bize nasihat ederdi. Bir iki defa, böyle yanılgılar oldu. Bir haber geliyor. Bakıp inanıyorsun. Sonra yanlış çıkıyor.
Bakın bir kural var derdi: Size birisi gelse, arabanın dört tane tekerleği var dese, siz de önceden bilgi sahibisiniz. O dört tekerin var olduğu bilgisiyle iş yapacaksınız. Önce arabadan inip tekerleri sayacaksanız. Dört tanesi de var mı? Olur ki, biri patlamış veya çıkmış olabilir. Bu şekildeki nasihatla, bize ilmi açıdan konulara nasıl yaklaşacağımızı telkin ederdi.
Sadece Türkiye değil, dünyadaki birçok insan için büyük bir kayıptır. Dünyanın dört bir tarafından zulme uğrayan, haksızlık gören insanlar, kendisine müracat ettikleri zaman, onlara el uzatırdı.
Ben yakından şahidim. Bir takım ülkelerde, bu oldu. Müslümanlıklarından dolayı, idam edilmek üzere olan insanların haberi kendisine ulaştırılınca, o ülkelerin başbakanlarına müdahale etti. Ve onları kurtardı. Böyle bir insandı.
Hayat düsturu
İnsani değerler açısından, çok büyük bir insandı. Bir insanın büyüklüğü, manevi değerler ölçüsüyle anlaşılır. O, kendisine kötülük yapan herkese iyilik yapmıştır. Hatta bir insan, basında veya herhangi bir yerde aleyhinde çirkin laflar ettikten sonra, bir sebeple karşısına geldiğinde Hoca onun yüzüne hiç vurmazdı. Bu, çok büyük bir meziyet.
Fussilet Suresi'nde bir ayeti kerime var. Cenabı Allah, efendimize hitaben şöyle buyuruyor: İyilikle, kötülük bir değildir. Sen kötülüğü, iyilikle karşıla. Böyle yaptığın takdirde, kendisiyle düşman gibi olduğun kimsenin, candan bir dost olduğunu görürsün. Ayetin devamında ise, bu nimet sabredenlere verilir. Bu nimet, hayırdan büyük nasibi olanlara verilir deniliyor. Bu onun hayat düsturuydu. İnsanlara, muamelesinde hep böyle yapardı.
Nitekim bazen arkadaşlar, hakikaten layık olmayan birisine yakınlık gösterirken, iyilik yaparken, istemezlerdi. O, itiraz eden arkadaşlara gülerdi ve kendi bildiğini yapardı. Bu, büyük insanlıktan dolayı, 2 milyon insan cenazesine geldi.
Milli Görüş'ün geleceği
Milli Gazete'de altını çizerek, koyu harflerle şunu söylüyorum. Hocanın çizdiği yolda yürüyeceğiz. Kimse bizi sağa, sola saptıramaz. Hoca'nın 1969'da başlayıp 2011'e kadar getirdiği bu 42 yıllık mücadelesindeki çizgisini biz yürütürüz. Yani birileri gelip de, bize ne derse desin, ona aldırmayız. Ve bir şeyi daha altını çizerek belirteyim: Bir başka liderlik arayışına da ihtiyaç yok. Lider geldi. Ömrünü, o davayı yürütmek için feda etti. Çizgi, çok sağlam, düzgün ve dosdoğru. Ve şimdi, bundan sonra gelenler, o çizgide gidecekler. Kimse, bunu değiştiremez. Bu mücadeleyi, aynı şekilde devam ettireceğiz.
Tanısalardı başlarının üzerinde taşırlardı
Yani insanlar, Erbakan'ı tanısaydı, başlarının üzerinde taşırlardı Ama hayatı, boyunca çile çekti. Öldükten sonra, kıymetini anladılar diyor bir çok konuşmacı. Ama aslında, ölmeden evvel bu değer biliniyordu da, çeşitli menfaatler dolayısıyla, hep öteleniyor, ikinci plana atılıyordu. Tamam. Erbakan böyledir ama bizim menfaatimiz ona karşı çıkmaktadır, onu tenkit etmektedir, siyasi görüşlerimiz gereği şunları yapacağız dediler. Çeşitli komplolar. Neler yaptılar ki? Hiçbirisinin aleyhinde, bir şey söylemedi.
Etrafındaki bizlere de söylediği, 'Sabredin. Çünkü bütün bunların hesabının hepsi, ahirette görülecek. Siz, aşırı bir şey yapmayın. Cenabı Allah'a kalbinizi bağlayın. Nasıl savunmanız gerekirse, o ölçüde kalın. Daha fazlasını yapmayın. Şiddet göstermeyin. Sertlik yapmayın. Ama kendinizi, makul ölçülerde savunun'. Kendisi de, aynı şeyi yaptı. İşte böyle, büyük bir insanı kaybettik. Cidden, sadece biz değil bütün İslam alemi, aynı şeyi hissediyor. Bütün dünyadan gelip, mezarının başında dualar ettiler. Yurtdışından gelen misafirlerle, bir akşam yemeğinde beraber olduk. Hepsi konuşma yaptılar ve öve öve bitiremediler.
Silahlı Kuvvetlere bakışı
Bana çok sordular. 28 Şubat'ta çok büyük haksızlığa uğradı. O zaman, silahlı kuvvetlerin başındaki komutanlara ne diyordu?
Aleyhinde, hiçbir şey söylemedi. Hatta bazen arkadaşlarımızdan, yapılan işleri tenkit ederken ölçünün dışına çıkmaya temayül edenlere de müdahale ederdi. 'Silahlı kuvvetlerin, bütünü başka bir şeydir. Şu anda görevde olan komutanların icraatı, davranışı ve yaptığı başka bir şeydir' derdi. Ve şunu ilave ederdi; 'Bizim silahlı kuvvetlerimiz, peygamber ocağıdır. Dil uzattırmayız'. Bunun neticesi, bak cenazede görüldü. Hem çelenk gönderdiler. Hem de Genelkurmay başkanı, çok takdir edici ifadelerle başsağlığı mesajı yayınladı. Kendisini temsilen de, 1. Ordu komutanı ve generaller geldiler. İşte bu insanlıktan dolayı. Bu çok kıymetli bir şeydir.
Ebubekir Gülüm | Milli Gazete | 08 Mart 2011
Ebubekir Gülüm | Milli Gazete | 08 Mart 2011

Etiketler : 